Tıp dünyası, yaklaşık bir asır önce insanlık tarihinin en garip ve korkutucu sınavlarından birini verdi. Milyonlarca insanın 1918 grip salgınıyla mücadele ettiği o karanlık günlerde, aniden ortaya çıkan gizemli bir hastalık insanları hayattayken birer heykele dönüştürmeye başladı. Tıp literatürüne “Encephalitis Lethargica” (EL) olarak geçen bu rahatsızlık, kurbanlarını derin bir sessizliğe hapsederek onları dış dünyadan tamamen kopardı. İlk kez 1916 kışında Avrupa’da kendini gösteren hastalık, Viyana Üniversitesi’nden Dr. Constantin von Economo tarafından tanımlanana kadar birçok vaka yanlış teşhis edildi. Hastalığın ilk belirtileri aslında oldukça masum görünüyordu. Baş ağrısı, hafif ateş ve kusma gibi şikayetlerle başlayan süreç, çok geçmeden yerini ağır nörolojik krizlere bırakıyordu. “Uyku hastalığı” olarak adlandırılan bu durumun hızı ise tıp camiasını dehşete düşürdü. Bir konser çıkışı evine giderken aniden felç geçiren ve yarım saat içinde derin bir uykuya dalarak hayatını kaybeden gençlerin hikayeleri, salgının ne kadar acımasız olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Kurbanlar bazen günlerce uyanmıyor, uyandıklarında ise çevrelerinde olup biten her şeyi duyduklarını ve farkında olduklarını söyleyerek doktorları şaşırtıyordu. Hareket kabiliyetini yitiren yaşayan hayaletler 1920’lere gelindiğinde ise hastalık yüz değiştirerek daha sancılı bir evreye geçti. Bu aşamada hastalar, morfinin dahi dindiremediği şiddetli ağrılar ve dinmeyen kasılmalarla mücadele etmek zorunda kaldı. 1960’larda bu vakalarla ilgilenen efsanevi nörolog Dr. Oliver Sacks, hastaların durumunu “zombiler kadar pasif, hayaletler kadar silik” sözleriyle tanımladı. Sacks’ın notlarına göre bu insanlar, hiçbir arzu veya dürtü belirtisi göstermeden bütün gün sandalyelerinde kıpırdamadan oturuyordu. Yaklaşık yarım milyon insanın ölümüne neden olan bu gizemli salgın, 1927 yılına gelindiğinde başladığı gibi aniden ortadan kayboldu. Hastalığın neden ortaya çıktığı ve neden bittiği bugün hala tam olarak bilinmiyor. 1918 gribiyle bir bağlantısının olup olmadığı uzun süre tartışıldı, ancak yapılan detaylı araştırmalar bu iki salgının birbirinden bağımsız hareket ettiğini kanıtladı. Bilim insanları bir dönem polio benzeri bir virüsten şüphelense de kesin bir kanıta ulaşamadılar. Bugün tıp kitaplarının tozlu sayfalarında bir sır olarak bekleyen bu “uyuyan devin” bir gün geri dönüp dönmeyeceği meçhul.
Tarihin en gizemli hastalığı: Yarım milyon insanı öldürdü, bir anda ortadan kayboldu














