Klişelerle ancak sözde gazetecilik yapılabilir – Diken

“`html

Nevşin Mengü ve Milliyetçilik Üzerine Düşünceler

Klişelere başvuran bir kişi, duygu ve düşüncelerini ifade ederken çok da derin bir şey söylemiyor demektir. Başkalarının fikirleriyle çelişen ya da karşıtlık sergileyen bir duruş sergileyebilir. Bu duruma güzel bir örnek ise Nevşin Mengü’nün yaklaşımıdır.

Nevşin Mengü, geçtiğimiz hafta, “Ahmed Şara için ‘HTS’li diyorlar. Ne yapalım? Norveç’ten adam mı getirip Suriye’nin başına geçirecektik?” ifadesini kullandı. Zeynep Esmeray Özadikti’nin bu durumu nasıl değerlendirdiğine dair düşüncelerini de belirtmişti.

Norveç’in varlığı hakkında söylemler, sadece bir görüş eksikliğini değil, aynı zamanda mevcut siyasi durumu da koşullandırıyor. “Norveç’ten adam mı getirelim?” gibi sözler, sadece bir kısıtlama getirmiyor; aynı zamanda toplumsal ve politik bir eleştiri sunuyor.

Nevşin Mengü’nün bu sözleri incelendiğinde, milliyetçi söylemin ne denli derin kökleri olduğunu gösteren bir çok unsurla karşılaşılır:

“Şimdi baktığınızda, Suriye’deki durumla birlikte aslında bölge içinde yeni bir dönem başlamış oluyor.”

Bu yeni dönem, yalnızca Kürtlerin kaybını ifade etmiyor; bilakis güç dengesinin değişimini vurguluyor. Türkiye’nin bu süreçte daha avantajlı bir konuma geldiğini ve mevcut politikaların olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Sonuç olarak, bu durum herkes için faydalı olacaktır, muhalefet partisine mensup halk, iktidardan memnun olmayan kişilere bile.

Türkiye’nin elinin güçlenmesi, bölgesel sorunların daha kolay çözülmesine olanak tanıyor. Ancak sorgulanması gereken bir durum var: Eğer Yunanistan, İran, Ermenistan veya diğer ülkeler bu denli güçlenirse, bu durum bölge için iyi mi olur?

Bölgede ‘liderlik pozisyonunu üstlenebilmesi’ adına bu ülkelerin güçlü hale gelmesi, arzu edilen bir durum mu? Uluslararası alanda ABD’nin etkisinin artması, Birleşmiş Milletler gibi organizasyonların güçsüzleşmesi de tartışılması gereken konular.

Bu bağlamda, Nevşin Mengü’nün kullandığı ‘hepimiz’ ifadesi, kimleri kapsıyor? Kürtlerden bahsettikten sonra, bu geniş kapsamın nereye kadar gidebileceği sorgulanıyor.

Suriye’de Kürtlerin kaybetmediği gerçeği göz ardı edilmemeli. Mevcut durumu, Suriye’de var olan sürtüşmelerle birleştirerek, olası sonuçları değerlendirmenin önemi gözler önüne seriliyor.

Böylece, muhalefet ve iktidar medyası arasında bir anlamda aynı dili konuşmanın gerekliliği ortaya çıkıyor. Klişelerin bu denli yaygın kullanımı, gerçeği gizlemek yerine, daha çok derinlemesine sorgulama gereğini ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, klişeler sadece alışılmış kalıplar değil, aynı zamanda iktidar ilişkilerinin dışavurumudur. Gelecekte sahipleneceğimiz yeni bir dil ile daha derin analizler yapmamız gerektiği ortada.

“`